lezzetdilimi'ne hoşgeldiniz




Yaşama dair herşeyi bulabilirsiniz.


• 28/10/2007 - KANSERLE İLGİLİ BİLGİLER

Kategori: SAGLIK

John Hopkins'den Kanser Güncellemesi
 1. Herkesin vücudunda kanser hücreleri vardır. Bu kanser hücreleri birkaç milyara kadar çoğalmadıkça standart testlerde görülmezler. Doktorlar kanser hastalarına tedaviden sonra vücutlarında artık kanser hücresi kalmadığını söyledikleri zaman, bu yalnızca kanser hücrelerinin testlerle saptanamayacak düzeyde olduğu anlamına gelir.
2. Bir kişinin hayatı boyunca 6 ile 10 kez kanser hücreleri oluşabilir.
3. Kişinin bağışıklık sistemi güçlü olduğu zaman kanser hücreleri yok edilir ve çoğalarak tümör oluşturmalarına engel olunur.
4. Bir kişide kanser olması, o kişide çoklu beslenme eksikliği olduğuna işaret eder. Bunlar genetik, çevresel, beslenme ve yaşam tarzı faktörlerine bağlı olabilir
.

5. Çoklu beslenme eksiklini yenebilmek için diyeti değiştirmek ve ek takviye almak bağışıklık sistemini güçlendirir.
6. Kemoterapi hem hızlı çoğalan kanser hücrelerini, hem de kemik iliğinde, sindirim sisteminde v.s.'deki hızlı büyüyen sağlıklı hücreleri yok eder ve karaciğer, böbrekler, kalp, akciğerler v.s.'de organ tahribatına yol açar.
7. Radyasyon kanser hücrelerini yok ederken; sağlıklı hücre, doku ve organları da yakar, yaralar zarar verir.

8. Kemoterapi ve radyasyon başlangıçta tümörün küçülmesine yol açar. Kemoterapi ve radyasyon tedavisinin uzaması tümörün daha fazla yok olmasına yol açmaz.
9. Kemoterapi ve radyasyondan dolayı vücut çok fazla toksin yüklenmesine maruz kalınca, bağışıklık sistemi ya tehlikeye düşer, ya da yıkılır; dolayısıyla kişi çeşitli enfeksiyonlara ve komplikasyonlara yenik düşer.
10. Kemoterapi ve radyasyon kanser hücrelerinde mutasyona neden olabilir ve dirençlerinin artarak yok edilmelerini zorlaştırabilir. Cerrahi işlem de kanser hücrelerinin başka taraflara atlamasına neden olabilir.
11. Kanser hücreleri ile savaşmakta etkili bir yöntem ise onları çoğalmak için ihtiyaçları olan gıdalardan yoksun ve aç bırakmaktır.
KANSER HÜCRELERİ AŞAĞIDAKİLERLE BESLENİRLER:
a.
Şeker kanser besleyicidir. Şekeri kesilerek kanser hücrelerinin önemli bir gıdası kesilmiş olur. NutraSweet, Equal, Spoonful v.s. gibi tatlandırıcılar zararlı olan Aspartam ile yapılırlar. Daha iyi bir tatlandırıcı Manuka balı veya molastır, ama az miktarda alınmalıdırlar. Sofra tuzunda beyazlatıcı olarak kimyasallar bulunmaktadır. Daha iyi bir seçenek Bragg'in aminosu veya deniz tuzudur.

b. Süt vücudun, özellikle sindirim sisteminde, mukus üretmesine neden olur. 

Kanser mukusla beslenir. Süt yerine tatlandırılmamış soya sütü tüketilerek kanser hücreleri aç bırakılabilir.
c. Kanser hücreleri asit ortamda gelişirler. Et temelli diyet asittir ve sığır eti veya domuz eti yerine bol balık ve az tavuk eti yemek en iyisidir. Ette, özellikle kanserli kişilere zararı olan, canlı hayvan antibiyotikleri, büyüme hormonları ve parazitleri bulunur.
d. %80 taze sebze ve meyve suyu, kepekli tahıllar, tohumlar, nohutgiller ve biraz meyveden oluşan bir diyet vücudu bazik (alkali) ortamda tutar. %20 de fasulye içeren pişmiş gıdalardan oluşabilir. Taze sebze suları kolayca emilip 15 dakika içinde hücre düzeyine ulaşabilen ve sağlıklı hücreleri besleyen ve çoğalmalarını hızlandıran canlı enzimler içerirler. Sağlıklı hücre üretimi için gerekli olan canlı enzimlerin sağlanması amacıyla, taze sebze (sebzelerin çoğunluğu ve fasulye filizi) yiyin veya suyunu için ve günde 2-3 kez çiğ sebze yiyin. Enzimler 40 oC'de yok olurlar.
e. Yüksek kafein içerikli kahve, çay ve çikolatadan uzak durun. Yeşil çay daha iyi bir seçenektir ve kanserle savaşan özellikleri vardır. Bilinen toksinler ve ağır metaller içeren musluk suyu yerine arıtılmış veya filtrelenmiş su içiniz. Damıtılmış su asittir, kaçınılmalıdır.
12. Et proteininin sindirimi zordur ve çok sindirim enzimi ister. Bağırsaklarda duran sindirilmemiş et çürür ve daha çok toksin birikimine neden olur.
13. Kanser hücrelerinin duvarları sert protein ile kaplıdır. Et yemekten kaçınarak veya azaltarak, kanser hücrelerinin protein duvarlarına saldıran enzimler daha çok açığa çıkar ve vücudun öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmelerini sağlar.
14. Bazı destek maddeleri (IP6, Flor-ssence, Essiac, anti-oksidanlar, vitaminler, mineraller, EFA'lar v.s..) bağışıklık sistemini güçlendirerek, vücudun kendi öldürücü hücrelerinin kanser hücrelerini yok etmesine yardımcı olur.
E vitamini gibi diğer destek maddelerinin de, vücudun hasarlı, istenmeyen veya ihtiyac olmayan hücrelerin atılmasının normal yolu olan, apoptoziz veya programlanmış hücre ölümüne yardımcı olduğu bilinmektedir.

15. Kanser zihinsel, bedeni ve ruhsal bir hastalıktır. Öngörülü ve olumlu bir ruh kanser savaşçısını muzaffer yapar. Öfke, affetmezlik ve acı bedeni stresli ve asitli bir ortama sokar. Seven ve affeden bir ruha sahip olmayı öğrenin. Sakin olmayı ve hayatın tadını çıkarmayı öğrenin.
16. Kanser hücreleri oksijenli ortamda gelişemezler. Günlük egzersizler ve derin nefes alma hücre düzeyine kadar daha fazla oksijen alınmasına yardımcı olur. Oksijen terapisi kanser hücrelerini yok etmek için diğer bir yöntemdir.
JOHN HOPKINS HASTANESİNDEN KANSER GÜNCELLEMESİ
1. Mikrodalga fırına plastik kap ve ambalaj koymayınız.

2. Dondurucuya su şişesi koymayınız.

John Hopkins Hastanesi bunu yakın bir zamanda bülteninde yayınlamıştır. Bu bilgi Walter Reed Ordu Tıp Merkezi tarafından da yayınlanmaktadır. Dioksin kimyasalları kansere, özellikle de göğüs kanserine, neden olmaktadır. Dioksinler vücudumuzun hücreleri için son derece zehirlidir. Plastik şişelerdeki suyu dondurmayınız, çünkü bu plastiğin içindeki dioksinin salınmasına neden olur
.


Castle Hastanesi Sağlıklılık Programı Yöneticisi Dr. Edward Fujimoto bu sağlık tehdidini anlatmak için yakınlarda bir televizyon programına çıktı. Dioksinleri ve bizim için ne kadar kötü olduklarını anlattı. Plastik kaplar içindeki yiyeceklerimizi mikrodalga fırınlarda ısıtmamamız gerektiğini söyledi. Bu özellikle de yağlı yiyecekler için geçerli. (İngilizce metindeki fat sözcüğünün gerçek anlamı hayvansal yağdır.) Söylediğine göre yağ, yüksek sıcaklık ve plastik kombinasyonu dioksinin gıdaya geçmesine ve sonunda vücudumuzun hücrelerine ulaşmasına neden olmaktadır.

Bunun yerine kendisi yemekleri ısıtmak için Corning Ware, Pyrex gibi cam kaplar veya seramik kaplar kullanılmasını tavsiye etmektedir. Yani hazır yemek ve çorbalar ısıtılmadan önce ambalajından çıkarılıp uygun kaplara konulmalıdır. Kağıt uygundur, ama kağıdın içinde de ne olduğu bilinmemektedir. Sıcaklığa dayanıklı cam kap kullanmak daha güvenlidir. Kendisi yakın bir zamanda fast food restoranlarının plastik köpük kaplardan kağıt kaplara döndüğünü de hatırlattı. Nedenlerden bir dioksin sorunuydu. Kendisi plastik ambalaj malzemesi ile örtülmüş yiyeceklerin mikrodalga fırında pişirilmesinin aynı derecede sakıncalı olduğunu da söyledi. Yiyecekler radyasyona maruz kalıp ısınıca, yüksek sıcaklıkta plastiğin içindeki zehirli toksinler eriyip yiyeceklerin üstüne damlamaktadır. Yiyecekler plastik yerine kağıt havlu ile örtülebilir.
Bu makaleyi hayatınızda sizin için önemli olan herkese okutunuz.

Yorumlarınız benim için çok değerli (1) :: Yorum yazabilir misiniz ? Lütfen! :: Bağlantı

• 28/10/2007 - BEYİN KANAMASI İÇİN ÖNEMLİ BİLGİLER;

Kategori: SAGLIK

Bir Nöroloji Uzmanı şöyle der: Önemli olan Beyin kanaması teşhisini koymak ve 3 saat içerisinde bunu tedavi ettirmek, ki bu hiç de kolay değil.Beyin kanaması olduğunu anlamak için aşağıdaki dört adımı uygulamak gerekir:
Beyin kanaması semptonlarını anlamak çok zor olabilir. Fakat bu konuda bilgisiz olup  beyin kanaması geçiren kişiye müdahale edilmezse, beyini çok ciddi zararlar görebilir.

Doktorlar, artık herkesin aşağıdaki 4 adımı uygulamakla, bunu kolayca anlayabileceğini söylemektedir.
->>Kişinin gülümsemesini istemek (eğer yapamazsa = Felç demektir)
->>Kişinin çok basit bir cümle söylemesini istemek (“Bugün çok güzel bir gün”) gibi.
->>Kişiden her iki kolunu birden kaldırmasını istemek.
->Kişiden dilini dışarı çıkartmasını istemek. Eğer yamulmuşsa bu da felç geçirdiğine işarettir.
Eğer kişi bu dört adımdan birini yerine getiremiyorsa – “lütfen” derhal acil Servise haber veriniz ve Doktora telefonda durumu izah ediniz.
>>Ünlü bir Kardiyolog – “Eğer bu açıklama 10 kişiye ulaşırsa, emin olun ki en az bir kişinin hayatı kurtulur” demiş.
Lezzet Diliminin Notu: Lütfen bunu okuyanlar tanıdığı blogcu arkadaşlarına da iletsin. Bu şekilde biraz daha bilinçlenmiş ve erken önlem almış olabiliriz.

Yorumlarınız benim için çok değerli (yok) :: Yorum yazabilir misiniz ? Lütfen! :: Bağlantı

• 28/10/2007 - SÜT GERÇEKTEN BESLEYİCİ Mİ?

Kategori: SAGLIK

Süt Gerçekten Besleyici mi?
Süt, modern dünyanın dayandırdığı "sağlık" besinlerinden biri mi, yoksa sanıldığı gibi vücudumuz için gereksiz mi?
Her türlü bilimsel verinin, her geçen gün farklı bir şekilde lanse edilmesi ve testlerden geçirilen besinlerin sahip oldukları değerlerin sürekli değişmesi kafaları karıştırıyor. Bebeklikten itibaren "gereklilik" olarak bizlere sunulan, özellikle çocukların fiziksel gelişimi için en çok önem verilen bu besin maddesinin rolünün bambaşka olduğu tezinin öne sürülmesi eminiz herkesi şok ediyor. Ancak her şeyin politik ve maddi çıkarlar çerçevesinde sürdüğü şu dönemde her şeye kuşkucu yaklaşmayı seçmeye başladık. Konunun bir başka yönü ise bilimin de kendi içinde çeliştiği gerçeği... 
Bu ay süt besinini ve süt ürünleriyle birlikte, çiğ ve pastörize sütün getiri ve götürülerini sunuyoruz sizlere. Bu besinin bizden götürdükleri ve insan bedeninde oluşturduğu etkilere bir bakalım.
Öncelikle süt demir yönünden çok fakirdir. Günlük tavsiye edilen değerleri almak için bir çocuğun günde 31 litre süt içmesi gerekir. Süt ayrıca vücudun depoladığı demiri kullanarak bağırsaklardan atılmasına sebep olur. Ayrıca, diyabetik 142 çocuk üzerinde yapılan güncel bir araştırmada inek sütü proteinine karşı hepsinin vücudunda yüksek oranda antitoksin üretildiği görülmüştür. Bu antitoksinlerin pankreasta insülin üreten hücreleri yok ettiği sanılıyor. Ve sanıyorum ki en gözde mineral "kalsiyum"dur süt akla gelince. Ancak şu da bir gerçek ki, lahana gibi yeşil ve geniş yapraklı sebzeler en az süt kadar hatta ondan daha iyi kalsiyum kaynakları.
Aşırı "D" Vitamini yüklemesi tehlikeli
Bunların yanında sağlığa olumsuz etkilerini de yadsımamak gerekiyor. Obezite ve fazla yağ alımının revaçta olduğu bu günlerde, kaymağı alınmış olanlar hariç, süt ve süt ürünlerinin yağ seviyesi yüksek olduğunu bilmek de yararlı olacaktır. Süt gıda zehirlenmelerinin en başta gelen sebebidir. Sık sık zehirlenme belirtileri göze çarpmaz ya da bazen süte bağlanmaz. Zehirlenmelerin de yaşandığı süt alımlarında, çoğunlukla aşırı D Vitamini yüklemesi ve antibiyotiklerle zehirlenir.
Yakın zamanda test edilen 42 süt örneğinden sadece %12'si istenen D Vitamini oranına sahipti. On çocuk sütü örneğinden yedisi, etiketinde yazan D Vitamini miktarının iki katından fazla, bir tanesi etiketinin dört katından da fazla D vitamini içeriyordu. Laktozun sindirim sisteminde yol açtığı tahribat ise önemsenmeyecek boyutta. Asya ve Afrika kültürlerinden gelen birçok kişi süt şekeri laktozu hazmedemezler ve bu yüzden ishal ve gaz sorunu yaşarlar. Laktoz şekeri hazmedildiğinde, katarakt ve yumurtalık kanseriyle ilişkilendirilen daha basit bir şeker türü galaktoz meydana çıkar. Ayrıca, süt proteinleri her beş çocuktan birisinin yakalandığı hazımsızlık sorunu kolik'e yol açar. Süt içen anneler, emzirdikleri bebeklerine inek sütü proteinlerini geçirebilir.
Peki, tüm bunlar başımızı yeterince ağrıtırken, Batı tarafından hep en sağlıklı yöntem olarak belirtilen ve her yerde uyarıları yapılan pastörize süt nelere yol açıyor biliyor musunuz?
Pastörize mi çiğ mi?
Şu bir gerçek ki, Doğulular ve Afrikalılar geleneksel olarak, müshil amaçlı kullanımı hariç sütten uzak durmuşlardır; lakin, batı dünyasında insanlara hayatları boyunca her gün süt içmeleri söylenir. Hatta her yerde afişler, reklamlar ve benzeri çalışmalarla halkın süt ve süt ürünlerini tüketmesi sağlanır.
Şimdi, tüm bunları ve bildiğiniz tüm o "bilimsel" verileri bir kenara bırakın. Doğaya bakın, yavrular diğer yiyeceklerle sütten kesildiği zamana kadar yalnızca sütle beslenirler. Sütün sindirimini sağlayan laktaz enziminin, ergenliğe geçişle birlikte insan sisteminden kendiliğinden yok olması; yetişkin insanların süte besin olarak kaplanlardan ya da şempanzelerden daha fazla ihtiyacı olmadığını gösteriyor.
"Ya tek başına iç, ya da içme."
Süt, çiğ olarak tüketildiğinde tam protein besin olmasına rağmen yağ da içerdiği için kendinden başka bir besinle zor karışır. Buna rağmen günümüzde yetişkinler diğer yiyecekleri devamlı soğuk sütle "yıkarlar". Süt mideye girdiğinde hemen kesilir ve mevcut başka bir yiyecek varsa kesilmiş süt tanecikleri diğer yiyecek taneciklerinin etrafında pıhtılaşır, onları mide özsularından yalıtarak sindirimi geciktirir, çürüme başlangıcına ortam sağlar. Bu yüzden süt tüketimi ile ilgili ilk ve en önemli kural şudur: "Ya tek başına iç, ya da içme."
Bugün süt, içindeki doğal enzimleri yok eden ve nâzik proteinleri değiştiren pastörizasyonun her yerde uygulanması yüzünden, daha da sindirilemez hâle gelmiştir. Çiğ süt, sütün sindirimini sağlayan laktaz ve lipaz aktif enzimlerine sahiptir. Canlılığını yitirmiş laktazı ve diğer aktif enzimleri içeren pastörize süt, yetişkin mideler tarafından gerektiği gibi sindirilemez. Şişeyle beslenen bebeklerin yaşadığı karın ağrısı, pişik, solunum rahatsızlıkları, gaz ve diğer rahatsızlıkların da gösterdiği gibi çocuklar bile bu konuda sıkıntı çeker. Enzimlerin eksikliğinin ve hayâtî proteinlerin değişmesinin, sütteki kalsiyumu ve mineral elementleri erittiği de kuşku götürmez.
Eski bir bilimsel çalışma
1930'larda Dr. Francis M. Pottenger, pastörize ve çiğ sütle beslenmenin 900 kedi üzerindeki etkilerine ilişkin 10 yıllık bir çalışma yürüttü. Bir grup yalnızca çiğ süt alırken, diğer grup aynı kaynaktan alınan pastörize sütle beslendi. Çiğ süt içen grup kuvvet bularak büyüdü, hayatı boyunca sağlıklı, aktif ve canlı kaldı ama pastörize sütle beslenen grup kısa süre sonra durgun, sersem ve normalde insanlarla ilişkilendirilen kalp krizi, böbrek yetmezliği, tiroit bozukluğu, solunum rahatsızlıkları, diş kaybı, kemik zayıflığı, karaciğer iltihabı gibi kronik yozlaştırıcı rahatsızlıklara karşı savunmasız hâle geldi. Ama Dr. Pottenger'in en çok dikkatini çeken ikinci ve üçüncü nesillere olanlardı.
Pastörize sütle beslenen grubun yavrularının hepsi pastörize sütten kalsiyum emiliminin olmadığını gösteren zayıf ve küçük dişler, kalsiyum eksikliğinin açık ifadesi olan güçsüz kemiklerle doğdular. Çiğ sütle beslenen grubun yavruları ebeveynleri gibi sağlıklı kaldı. Pastörize sütle beslenen grubun üçüncü kuşak yavrularının birçoğu ölü doğarken, kurtulanlar ise kısırdılar ve üreyemiyorlardı. Çiğ sütle beslenen grup soyunu sürdürürken, pastörize sütle beslenen grupta dördüncü nesil olmadığı için deney bitmek durumunda kaldı.
Bilinmeyen gerçekler
Eğer bunlar pastörize sütün zararlı etkilerinin yeterli kanıtı değilse, ticârî süt endüstrisinin kabul etmekten tiksindiği, kendi annelerinden alınan pastörize sütle beslenen buzağıların genellikle 6 hafta içinde öldüğü gerçeğini dikkate alın. Çiğ sütün lehinde, pastörize sütün aleyhinde bulunan bu gibi bilimsel kanıtlara ve 20. yüzyılın başlarına kadar insan türünün çiğ sütle beslendiği gerçeğine rağmen bugün Amerika'da birkaç eyalet hariç çiğ süt satmak yasal değildir.
Doğal niteliklerinden uzaklaştırılmış süt, insan ömrünü uzatmada hiçbir fayda göstermezken, sütü pastörize etmek raf ömrünü uzattığından süt endüstrisi için daha kârlıdır. Dahası, pastörizasyon hepsini olmasa da bazı tehlikeli mikropları öldürerek sıhhî olmayan mandıralardaki hasta ineklerden alınan sütü göreceli olarak "zararsız" hâle getirir ve bu da süt endüstrisinin mâliyetlerini azaltır.
Dr. Pottenger'in pastörize sütle beslenmiş kedilerinin kısırlaşması ve gücünü yitirmesi için yalnızca üç kuşak geçmesi yeterli olmuştur. Amerikalıların ve Avrupalıların neredeyse aynı sayıdaki kuşağı pastörize sütle beslenmiştir. Bugün, kısırlık Amerikan çiftleri için başta gelen sorunlardan biriyken; kalsiyum eksikliği de öyle yayılmıştır ki, Amerikalı çocukların yüzde doksanı kronik diş çürümesi sorunuyla karşı karşıyadır. İşin daha kötüsü, şimdilerde kaymağının ayrılmasını önlemek için süt "homojenize" ediliyor. Bu, yağ moleküllerinin sütün geri kalanından ayrılmayacağı noktaya kadar mayalanmasını ve öğütülmesini gerektiriyor. Ama aynı zamanda bu durum, süt yağının küçük parçacıklarının ince bağırsağın duvarından kolayca geçmesine izin vererek, doğal niteliğini kaybetmiş yağ ve kolesterolün vücut tarafından emilme miktarını büyük oranda
arttırıyor. Aslında homojenize sütten, saf kremadan aldığınızdan daha fazla süt yağı alırsınız!
Peki ya şu herkesi endişelendiren kemik erimesi?
Kemik erimesi rahatsızlığı olan kadınların pastörize süt ürünleri ile ilgili gerçekleri dikkate almaları gerekir. Doğal niteliklerinden uzaklaştırılmış bu süt, bu durumu önlemek için yeterince kalsiyum sağlamaz. Büyük miktarlarda pastörize süt ürünleri tüketen Amerikalı kadınlar, dünyanın en yüksek sayıdaki kemik erimesi vakalarından muzdariptirler. Kemik erimesi, daha çok beslenmedeki kalsiyum eksikliğinden değil, özellikle şeker gibi kemiklerden ve dişlerden kalsiyumu süzen beslenme etkenlerinden kaynaklandığını görürüz. Şeker, et, rafine nişasta ve alkolün tümü, kanda sürekli bir asit ortamı yaratır ve asidik kanın kemiklerden kalsiyumu çözdüğü bilinir. Osteoporozu düzeltmek için en iyi yol, yukarıda belirtilen süt ürünü haricindeki kalsiyumca zengin besinleri tüketirken aynı zamanda kemiklerden kalsiyum çalan asit arttırıcıları diyetten çıkarmaktır. 3 mg boron minerali
takviyesinin de kemiklerin kalsiyumu emmesine ve tutmasına yardım ettiği görülür. Örneğin, çiğ lahana; herhangi bir miktar pastörize süt, yoğurt, çiftlik peyniri veya doğal niteliği bozulmuş diğer süt ürünlerinden daha fazla kalsiyum sağlar.
Son bilimsel çalışmalar: Boron Elementi
Kuzey Dakota'nın Grand Folks şehrindeki İnsan Araştırma Merkezi'nde yapılan yeni çalışmalar gösteriyor ki, boron elementi kalsiyumun besinlerden emilmesinde ve kemik yapımında kullanılmasında temel bir role sahiptir. Daha da dikkate değer bir nokta şudur: Yeterli miktarda boron verildiğinde kadınların kanındaki östrojen seviyesi, Batı'da kemik erimesine karşı genel bir geçici önlem olan östrojen yenileme terapisine duyulan ihtiyacı ortadan kaldırarak, iki katından daha fazla arttı. Boronu nereden bulabiliriz? Özellikle elma, armut, üzüm, fındık, lahana ve diğer lifli sebzeler gibi kalsiyumu da bulduğumuz taze meyve ve sebzelerden. Doğa zaten ihtiyacımız olan hayâtî besin kaynaklarının tümünü birbirini tamamlayan şekilde bolca sağlamıştır ama insan onları öldürene kadar pişirmekte ve işlemekte ısrar eder ve sonra diyetinin neden "işe yaramadığını" düşünür durur.
Yetişkinler harika bir besin olan çiğ sütü temin edemedikleri sürece, günlük diyetlerinde yer alan sütü yeniden gözden geçirmelidirler. Çocukları "güçlü ve sağlıklı" büyüsünler diye pastörize sütle tıka basa doldurmak doğru bir davranış olmayacaktır. Çünkü en basitinden, onlar içindeki besinleri ayrıştıramazlar. Aslında, doğal niteliğini yitirmiş süt ürünleri, bağırsakları tabaka tabaka balçık gibi çamurla tıkayarak organik besinlerin emilimine engel olduğundan; erkekler, kadınlar ve çocuklar diyetlerindeki tüm pastörize süt ürünlerini çıkarmalıdırlar.
Anne sütüyle beslenmek son derece önemli
İnek sütü buzağılar içindir ve bebekler de sütten kesilene kadar anne sütüyle beslenmelidir. Doğa her iki tip sütü ve sindirim sistemini buna göre tasarlamıştır. Anne ineğin pastörize sütü ile beslenen buzağıların genellikle 6 hafta içinde öldüğü bilimsel olarak belgelenmiştir ki, bu da pastörize inek sütünün buzağı için olduğu gibi, insan için de sağlığa yararlı ve hayat veren bir besin olmadığını gösterir. Buna rağmen, yetişkin insanlar doğal niteliklerinden uzaklaştırılmış bu salgıyı hem bebeklerine içirirler hem de kendileri tüketirler.
İnek sütü, insan sütünün 4 katı protein ve sadece yarısı kadar karbonhidrat içerir. Pastörizasyon, inek sütünün içinde bulunan yoğun proteinin sindirilmesini sağlayan doğal enzimi yok eder. Böylece bu fazla süt proteini, bağırsakları çamurla tıkayarak, insanın sindirim yolunda çürür. Bu çamurun bir kısmı kana sızar. Süt ürünlerinin günlük tüketimleriyle bu kokuşmuş çamur biriktikçe, vücut çamurun bir kısmını deriden (sivilce, leke ile) ve ciğerlerden (nezle ile) dışarı atarken kalanı içeride iltihaplanır, enfeksiyonlara sebep olan mukoz oluşturur, alerjik tepkilere yol açar, eklemleri kalsiyum tortularıyla sertleştirir. Ayrıca, kronik astım, alerji, kulak enfeksiyonları ve sivilcenin birçok çeşidi süt ürünlerini diyetten çıkarmakla kolayca iyileştirilebilir.
Özellikle kadınlar için sakıncalı
İnek sütü ürünleri özellikle kadınlar için zararlıdır. Süt kadınların vücudundan dışarı akmalıdır, içeri değil. Pastörize inek sütünün kadınları güçten düşüren etkileri, süt üretimini arttırmak için ineklere enjekte edilen sentetik hormonlarla daha da şiddetlenir. Bu kimyasallar titizlikle dengelenmiş dişi endokrin sistemine çok zarar verir. "Besin ve İyileşme" (Food and Healing) adlı kitabında besin terapisti Anne Marie Colbin, süt ürünlerinin kadınlar için yarattığı felaketi şöyle açıklar: "Süt, peynir, yoğurt ve dondurma gibi süt ürünlerinin tüketimiyle; yumurtalık tümörünü ve kistlerini, vajinal akıntıları ve enfeksiyonları da kapsayan dişi üreme sistemindeki çeşitli hastalıklar kuvvetle bağlantılıdır. Bu bağlantının, süt ürünlerinin tüketimine son verdiklerinde problemlerin azaldığını veya yok olduğunu bildiren tanıdığım sayısız kadın tarafından
defalarca doğrulandığını görüyorum. Lifli t ümörlerin geçtiğini veya dağıldığını, rahim kanserinin durduğunu, adet düzensizliklerinin düzeldiğini duyuyorum. Kısırlık bile bu yaklaşımla birkaç örnekte ortadan kalkmış görünüyor."
Birçok kadın ve erkek, doktorları iyi bir kalsiyum kaynağı olduğunu söylediği için süt ürünleri tüketiyor. Bu bâtıl bir tavsiyedir. Geleneksel Çin tıbbı açısından bakarsak, süt bir çeşit "cinsel öz"dür. İnsan türünün başka bir türün cinsel özünü içmesi özellikle kadınlar için sadece hastalığa yol açar, çünkü içerdiği hormonlar insanın endokrin sisteminin hassas dengesini bozar. Eğer süt ürünleri içmekte ısrarlıysanız, en iyi tercihiniz insan sütünün besinsel karışımına ve dengesine yaklaşan keçi sütü olmalıdır. İnek sütünden yapılmış yegane tehlikesiz ürünler sindirilebilen bir yağ olan taze tereyağı, laktobakteri tarafından sizin için önceden sindirilmiş taze mayalanmış yoğurttur. Ama bunlar bile mâkul ölçülerde ve mümkünse çiğ, pastörize olmayan sütten yapılmış olmalıdır.
İçeriklere bakarsak, 100 gramında 33 gram kalsiyum bulunan insan sütü ile karşılaştırıldığında, inek sütü her 100 gramında 118 mg kalsiyum içerir. Ama ayrıca, inek sütü 100 gramında insan sütünde 18 mg bulunan fosfordan 97 mg içerir. Fosfor, sindirim yolunda kalsiyum ile birleşir ve aslında kalsiyumun emilimini önler. New York Devlet Üniversitesi tıp merkezinin pediatri bölüm başkanı Dr. Frank Oski şöyle diyor: "Yalnızca Kalsiyum-Fosfor oranı 2-1 olan besinler temel kalsiyum kaynağı olarak kullanılmalıdır. İnsan sütünün oranı 2.35'e 1, inek sütününki yalnızca 1.27'ye 1. İnek sütü ayrıca 100 gramında 16 mg sodyum içeren insan sütü ile karşılaştırıldığında 50 mg sodyum içerir, yani süt ürünleri muhtemelen modern batı dünyası diyetinin en yaygın aşırı sodyum kaynaklarından biridir." Bununla beraber, inek sütü daha iyi sindirilen ve sağlığa yararlı olan diğer besinler kadar
iyi bir kalsiyum deposu değildir. 100 gramında 118 mg kalsiyum bulunan inek sütünü diğer besinlerin 100 gramı ile karşılaştırın:
Badem (254 mg), brokoli (130 mg), kıvırcık lahana (187 mg), susam tohumu (1,160 mg), bir tür su yosunu olan kelp (1,093 mg) ve sardalya balığı (400mg). 

Lezzet Diliminin notu:
Yoğurdu evde mayalayın veya sulanan çok kaliteli olmayan yoğurtları tüketin. onlar da fazla katkı maddesi olmadığından biraz daha sağlıklı. Birde çocuklarınıza uzun ömürlü sütler yerine günlük şişe sütlerinden içirin bu da uzun ömürlü süte oranla daha sağlıklı.
Kaynak: Dr. Alişan Özdemir
alisano2002@yahoo.com

Yorumlarınız benim için çok değerli (4) :: Yorum yazabilir misiniz ? Lütfen! :: Bağlantı






Hakkımda

çok lezzetli yemek tarifleri, sağlık ile ilgili bilgiler, çocuklarla ilgili bilgiler, pratik bilgiler, hobi alanları, örgü modelleri, püf noktalar, yaşama dair herşey, gezi gözlem, resim, birçok şey.....

SELAMLAR; BLOĞUMA HOŞGELDİNİZ... ZİYARETİNİZ İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM, LÜTFEN YORUM BIRAKMADAN GİTMEYİN, YORUMUNUZ BENİM İÇİN ÇOK DEĞERLİ.......

Son yazılar

MERHABALAR....
GELDİMMMMMMM HEMDE BEBİŞİMLE.....
MÜJDEMİ İSTERİMM:))))
NOHUTLU TAVUK SALATASI :))
ıspanaklı pasta ve doğum günü: ))
siron yada kolay mantı:))
ACILI ANTEP EZMESİ:))
23 NİSAN 4,5 YAŞINDAKİ OĞLUM MUSTAFA 'NIN GÖSTERİSİ;
MERCİMEK KÖFTESİ:))
KOLAY SU BÖREĞİ:))

..

Bağlantılar

Ana Sayfa
BENİ DAHA YAKINDAN TANIYIN
ARŞİVİMİ DOLAŞIN HİÇ PİŞMAN OLMAZSINIZ
Blog RSS
lezzetgemisi
mutfaknotları
portakalağacı
oktayusta

Kategoriler

Kayısılı Kek Kayısılı Kek Kayısılı Kekin Servisi Karnıbahar Kavurması Ton Balıklı Patates Ezmesi Davet Sofram Davet Sofram Makarna Pilavı Patetesli Kol Böreği Mercimekli Köfte Cevizli ve Lorlu Sigara Böreği Yoğurt ve Mayonezli Kırmızı Lahana Karışık Sebze Salatası Cevizli Muska Böreği Sadrazam Lokumu Ispanaklı Pasta Penguen 'in Yeşil Mercimek Salatası Penguen 'in Patates Salatası MAKARNA PİLAVI PORTAKALLI REVANİ Portakallı Revani Dilimleri Fırında Kaşarlı ve Cevizli Köfte Süslü Pilav Gülcan 'ın Masası, Gülcan 'ın Gününden Kavurma Kırmızı Lahana Salatası Kuru Cacık Makarna Salatası Havuç Salatası Acılı Ezme Karışık Dolma Tavuklu Pilav Mercimekli Köfte Kaşarlı Kurabiyeler Enginarlı Pilav Un Helvası Un Helvası Kaşarlı Köfte Kapama Kapama Servis Kavurmalı Bulgur Pilavı Kavurmalı Bulgur Pilavı Havuçlu Patates Salatası Ciğer Kavurma Ton Balıklı Domates Dolması Sahlep İskender Döner Portakallı Kereviz Portakallı Pilav Fırında Yumurtalı Ekmek Sucuklu Yumurta Menemen Baharatlı Yumurta Portakallı Kurabiye Sepeti Kek Paketi Meyve Paketi Yerli Malı Menüsü Köfteli Mercimek Çorbası Bulgur Pilavı Tabağı Yoğurtlu Kuru Biber Afrika Rüyası Afrika Rüyası Roka Salatası Soğan Halkaları Kahvaltı TAbağı Kahvaltı tabağı ile tepsisi Kahvaltı Tabağı Kahvaltı Tabağı

CANLARIM ARKADAŞLARIM

penguenn
zeytintanesi
mutfaktayim
leziz
sefertasi
cappello
gulgibiyim
yenitadlar
sahildenesintiler
yesildomates
1976ozdek
yuksektopuklar
fatostuncay
yemedeyanindayat
alternatifblog
nennenmutfakta
keskinlininmutfagi
neseersoy
pinkgarden
hamdivehusnucan
yaseminintenceresi
candanmutfakta
birgulguven
evinnesesi
Saniye Sultan ALBAYRAK
guzfasulyeleri
sondurakyolculari


Günlük Burç
>

Myspace Graphics
LEZZET DİLİMİ 'ni ZİYARET ETTİĞİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM. Bahar 'dan SEVGİLERLE:))
Sayfa Güncel Sayfa:1 TOPLAM BU KADAR SAYFAM VAR LÜTFEN HEPSİNİ ZİYARET EDİN HİÇ PİŞMAN OLMAZSINIZ!!!:1
Son Sayfa |